2009-10-08_0000-00-00 00:00:00 dunyadan esintiler - Blogcu - Sayfa 3



dunyadan esintiler

Turizm, kriz işsizlerinin umudu oldu

Kategori: Belirtilmemiş

 

Sezonun başlamasıyla yeni personel alımları yapacak olan sektör, istihdamını kışa göre yüzde 30 oranında artıracak.Referans gazetesinden Özgül Öztürk ve Gamze Tüfekçi'nin haberine göre kKriz nedeniyle birçok sektörde durgunluk ve işten çıkarmalar yaşanırken turizm, işsiz milyonlara umut oldu. Yeni oteller ve yaz sezonu hazırlıkları yapan sektör işe alımlarda gaza bastı.

Otel ve tatil köyleri, mutfaktan servis hizmetlerine, temizlikten eğlenceye kadar her alanda eleman alacak. Turizm sektöründe istihdamın kış aylarına göre yüzde 30 artması bekleniyor.

Konaklamada 350 bin çalışana istihdam olanağı sunulduğunu anlatan Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Ahmet Barut, yan sanayilerle birlikte turizmde istihdam edilen kişi sayısının 1.5 milyonu bulduğunu söylüyor.

Deniz-kum-güneş turizmiyle öne çıkan bölgelerde kış aylarında bir istihdam düşüşü olduğunu hatırlatan Barut, buna karşın yaz aylarında işe alımların yeniden başladığını hatırlatıyor. Barut, nisan-eylül döneminde istihdamda kış aylarına göre yüzde 30'luk artış beklediklerini söyledi.
 
Hükümet destek vermedi

Kriz nedeniyle işini kaybedenlerin farklı sektörlerde iş arayışına girdiklerini vurgulayan Barut, "Turizm istihdamda diğer sektörlere nazaran daha şanslı. Bu nedenle diğer sektörlerden turizme bir kayma olacak" diyor.

Krize rağmen turizm yatırımlarının sürdüğünü belirten Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD) İstişare Konseyi Başkanı Oktay Varlıer ise "Küresel kriz Türkiye'de de binlerce insanı işsiz bıraktı. Morallerin dipte olduğu bir dönemde açılan turizm sezonu işsiz milyonlar için önemli. Sektör hükümetten ihtiyaç duyduğu desteği alamasa da bu yıl geçen senenin rakamlarını yakalamayı hedefliyoruz. Bu durum istihdama da yansıyacak" diye konuşuyor.
 
 
HANGİ ŞİRKET KAÇ KİŞİYİ İŞE ALACAK

Hilton / 500
Hilton, Sarıgerme'de yeni açılacak Hilton Dalaman Golf Resort&Spa Oteli için 500 personel alacak. 405 oda ve 900 yatak kapasitesiyle hizmet vermeye hazırlanan tesis, yönetim, ön büro, misafir ilişkileri, house-keeping, restoran, bar, mutfak, yiyecek-içecek, çamaşırhane, bahçe bakım, mali işler, finans, insan kaynakları, teknik, güvenlik, bilgi işlem, eğlence ve animasyon departmanlarına alım yapılacak. Hilton Dalaman Golf Resort & Spa Mali ve İdari İşler Koordinatörü Yalçın Aydın, "İşçi çıkarmak yerine ilave istihdam yaratacağız" diyor.

Joy Group / 550
Joy Group, ekonomik krize rağmen eleman alımını sürdürüyor. 12 ay açık olan Joy Nashira Oteli'nin yanında 15 Şubat 2009 tarihinde Joy Ma Biche Oteli'ni ve 12 Mart 2009 tarihinde de Joy Pegasos World Oteli'ni açan grup, böylece 550 kişiye istihdam sağlayacak. Joy Group Satış ve Pazarlama Direktörü Cemil Gerger, ekonomik krize inat en kısa sürede tüm tesisleri açacaklarını söylüyor.

Radisson Sas / 400
Otelcilik sektörünün öncü kuruluşlarından Radisson Sas, 14 Mayıs 2009'da Çeşme'de açacağı yeni oteli Radisson Blu Resort&Spa'da çalışmak üzere 400'e yakın kişiyi işe alacak. Toplam 312 oda, 2 restoran, 4 bar ve 3500 metrekare spa alanı, olimpik açık havuzu ve 6 toplantı salonu bulunan otel 12 ay hizmet verecek. Şu anda işe alım sürecinin devam ettiğini belirten otel yetkilileri, personelin ağırlıklı olarak servis departmanına alınacağını kaydediyor.

Jolly Tours / 1000
İç turizmde faaliyet gösteren Jolly Tours, nisanda 800-1000 civarında personeli daha kadrolarına katmayı planlıyor. Krize rağmen turizm sektöründe personel kısıtlamasına gidilmediğini dile getiren Jolly Tours Genel Müdürü Figen Erkan, "Jolly Tur olarak kış sezonunda da eleman çıkarmadık. Bu sene iş hacmindeki artış beklentisiyle marttan itibaren 200'ün üzerinde yeni kadromuz eğitime başladı. Satış ofislerimizde de yeni elemanlar istihdam edeceğiz. Bu yıl 800-1000 kişiye daha yeni kadrolar oluşturacağız" diyor.

Club İremtur / 264
Türkiye'nin önemli seyahat acentelerinden Club İremtur, hem acente hem de otellerinde çalışmak üzere eleman arıyor. Kış döneminde personel azaltımına gittiklerini belirten Club İremtur Yönetim Kurulu Başkanı Saadettin Ulubay, 15 Mart'tan itibaren tekrar personel alımına başlayacaklarını belirterek "Acente bünyemizde 37 çalışanımız var. Satış ve operasyonla ilgili alanlarda işe alacağımız yeni çalışanlarla bu rakam 137'ye çıkacak. Otellerimizde çalışmak üzere de garson, kat temizlikçisi, havuzcu ve bellboy arıyoruz. 2 otelimizde toplam 136 çalışanımız var. Sezon açılışıyla bu rakamı 300'e çıkaracağız" diyor.

Sheraton Çeşme / 200
Sheraton Çeşme Misafir İlişkileri Müdürü Burcu Bezgin, bu yıl özellikle servis bölümünde çalıştırılmak üzere 200 kişiyi işe alacaklarını söylüyor. İşe alımlarda turizm sektöründe çalışmış deneyimli kişileri tercih ettiklerini vurgulayan Bezgin, "Alımlara nisan ayı sonunda başlayacağız. Şu anda otellerinde 250 kişiye istihdam sağlıyoruz. Nisan-ekim dönemlerinde yoğun bir hareketlilik bekliyoruz. Artan işgücü ile bu dönemde daha verimli çalışacağız" diye konuşuyor.

turizmhabercisi.com dan alınmıştır.

21:15 - 16/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


MAURİTİUS TURU

Kategori: SEYAHAT

MAURİTİUS TURU

Mauritius bir Güney Afrikalı.Hint Okyanusunda ormanları ile ünlü Madagaskar ın bin km kadar doğusunda yer alan volkanik bir ada.Bin yıl önce arap denizciler tarafından keşfedilmiş ama Araplar adaya hiç yerleşmemişler;tıpkı 15.yy ın sonunda uğrayıp giden Portekizliler gibi.Mairitiusun Holladalılar ile başlayan sömürge tarihi(ismini de Hollanda prensi Maurice den almış) Fransız ve İngilizler ile devam etmiş.1968 de bağımsızlığını kazanan ülke son 10 yıldır parlamenter demokrasi ile yönetiliyor.

 

 

Mauritius ta ropikal ada fantezisinin tüm olmazsa olmazları mevcut; Turkuvaz rengi cam gibi deniz,egzotik çiçekler,palmiye ağaçları ve kilometrelerce uzanan bembeyaz mercan kumsalları.

 

Ülke nufusunun yarısından çoğunu şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmak üzere İngilizler tarafından adaya getirilen Hintliler oluşturuyor.Geriye kalanlar ise küçük bir Çinli nufusu ile adanın en eski yerleşimcileri olan Afrikalı köleler ve Franko- Mauritiuslular yada özgün isimleri ile Creole ler.Çeşitli Afrika diyalektikleri ile Fransızcanın karışımından oluşan Creole aynı zamanda yerli halkın en sık kullandığı dilinde ismi.

 

Mauritius un beyaz nufusunun çoğunluğunu Fransanın Alsace bölgesinden göç etmiş olan Franko Mauritiuslular oluşturuyor.Geçmişleri adanın Fransız sömürgesi olduğu günlere dayanan Frankoların sayısı sadece 15-20 bin civarında.Buna rağmen başta şeker üretimi olmak üzere ülke ekonomisinin patronu onlar.Kim demiş sömürgecilik tarih oldu diye?

 

Sokak tezgahlarından,şık mağazaların vitrinlerine kadar Mauritius da en sık karşınıza çıkacak hediyelik eşyalar çeşit çeşit Dodo kuşu figürleri.Tombul kısa bacaklı çengel gagalı Dodolar adanın yüzlerce yıl süren sömürge tarihininde sembolü.16.yy ın başında Mauritiusa ayak basan Hollandalılar pekde akıllı olmayan bu hantal kuşları avlayıp midelerine indirmiş ve daha bir asır geçmeden nesillerinin tükenmelerine neden olmuşlardır.Güvercin soyundan gelen ve uçamayan Dodo maalesef artık yaşamıyor ama sureti Mauritius un en turistik köşelerinin süslemeye devam ediyor.

 

Başkent Port Louis siyah volkanik dağların gölgesinde inşa edilmiş 150 bin nufuslu küçük bir liman kenti.1735 yılında Fransız vali Labourdonnais tarafından kurulmuş.Kenin can damarı olan Le Caudan limanın yapımında Cape Town un mimari yapısı örnek alınmış.Casino,Sinema,alışveriş merkezi ile Cafe ve barların toplandığı liman sadece Port Louis in değil tüm Mauritius halkının kent yaşamı ile buluştuğu neredeyse tek adres.Gündüz saatlerinde yoğun bir kalabalık ve trafikle hareketlenen başkent akşam saatlerinde tenhalaşıp sessizliğe gömülüyor.Kentin limanından sonra en ilgi çekici yeri pazarı.Ahşap ve hasır el işi ürünleri bolca kumaş ve çeşit çeşit baharatın satıldığı şenlikli bir yer olan pazarda iyi fiyatlara altın bile bulabilirsiniz.

 

Mercan kayalıkları ile çevrili Mauritius öyle renkli öyle zengin bir su altı dünyasına sahip ki adadaki aktivitelerin çoğu sualtına ilişkin.Ama siz başını  suyun üzerinde tutamayı sevenlerdenseniz,şnorkeling düşüncesi bile soluğunuzu tıkıyor karanlık oyuklar gizemli mağralar sesiz dünyanın canlıları tüylerinizi ürpertiyorsa cam zeminli tekne tam size göre.Bir yandan tekne gezintisi yapmak diğer yandan da cam zeminden aşağıyı seyretmek çok zevkli.

 

5 kişilik minyatür bir denizaltı ile Okyanusun 50 mt aşağısında yapılan geziler Mauritius da oldukça popüler.Bir saa boyunca dörtbiryanı şeffaf klimalı denizaltı ile gemi enkazlarından mercan kayalıklıklarında süren bambaşka bir dünyanın içinde yol alacaksınız.Mavi Safari bu ülkede yapılıyor ve 2 yaşından büyük herkese açık.

 

Sualtı yürüyüşleri de adalıların ziyaretçilerine sunduğu diğer bir aktivite.Skuba yada şnorkel deneyimine sahip olmaksızın güvenle yapabileceğiniz bir su altı deneyimi.Önce tekeye atlayıp açılıyorsunuz sonrada belinize ağırlık başınıza içi hava dolu cam bir kask takıp iki profesyonel eşliğinde dibe iniveriyorsunuz.Aşağıda sizi başka bir gözetmen bekliyor.Kask,bir boru ile teknedeki hava tüpüne bağlı olduğundan havasız kalma tehliesi yok.Yaklaşık yarım saat süren yürüyüşün en heyecan verici yanı rehberinizin elinize tutuşturduğu ekmek parçası ile balık beslemek ve bu anın dilerseniz fotograflanması.

 

Mauritius un gösteri sanatlarına en büyük katkısı Sega dansı.Latin Amerika,Karayip ve Afrika müziğine benzeyen kıvrak Sega müziği ise adanın hertarafında kulağınıza çalınıyor ve egzotik tatil atmosferini tamamlıyor.

 

Adanın faunasının en değerli ögelerinden biri Talibot ağacı.Yelpaze şeklinde iri yapraklı bir palmiye türü olan Talibot Dünyada nadir bulunuyor ve sadece 100 yaşına bastığı zaman çiçek açıyor.

21:13 - 16/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


YUNAN ADALARI

Kategori: SEYAHAT
Yazdır

YUNAN ADALARI

SANTORİNİ

 

Santorini yi gördüğünüzde ilk tepkiniz büyük ihtimalle şaşkınlık olacak.Adanın sarp kayalıklarla çevrili volkanik kraterlerine doğru ilerlerken,koyu mavi ve parlak beyazlara karışarak gökyüzüne yükselen eski bir yanardağın tuhaf ve ürkütücü sessizliğine kaptıracaksınız kendinizi.Gökle yer arasında asılı kalmış bir cenneti andıran Santorini,yaygın inanışa göre kayıp Atlantis krallığının da ta kendisi.İ.Ö 1500 tarihinde öylesine büyük bir volkanik patlama gerçekleşmiş ki adanın büyük bir bölümü üzerinde yaşayanlar ile birlikte sulara gömülmüş.Patlamanın şiddeti ile oluşan dalgalar Girit adasına kadar ulaşırken,erimiş kaya yüklü bulutlar 30 kilometrelik bir alana yayılmış.Geriye 8.yy da gelen Dorların Thira 13.yy da hakimiyet kuran Venediklilerin Santorini olarak adlandırdığı bu ada yadigar kalmış.

 

Yaslandığı volkanik kayalıklardan adanın ortasındaki dev kratere bakan Fira 18.yy dan beri adanın başkenti.1956 da gerçekleşen 7.8 şiddetindeki depremin ardından tekrar kurulan şehirdeki otel,bar ve restaurantlar olaganüstü manzarası ile göz kamaştıran kraterin kenarına sıralanmış.Başkentin en güzel caddesi olan Agiou Mina,kraterin kenarından güneye doğru uzanarak mavi kubbesi ve beyaz çan kulesi ile Santorini nin simgesi halinegelen Agiou Mina Kilisesine uzanıyor.Fira nın depremden önce ve sonraki resimlerine Megoro Ghisi Müzesinde ulaşabilirsiniz.

 

1967 de başkentin 12 km güneybatısında ortaya çıkarılan üçbin beşyüz yıllık Akrotiri şehri Yunanistan ın en önemli arkeolojik bölgelerinden biri.Tonlarca volkanik külün altında mükemmel bir şekilde korunarak bugüne kadar gelen yerleşim bölgesi daha rahat bir görüş sağlamak için cam kubbe ile kapanacakmış.

 

Adanın kuzey ucunda kayalara yaslanmış pastel renkli yapıları,kaya evleri ve mavi kubbeli kiliseleri ile popüler bir gezinti noktası olan Oia yer alıyor.Santorinin üçüncü limanını oluşturan köy halkından buraların perili olduğunu duyarsanız şaşırmayın çünki bölge halkı bir zamanlar burada vampirlerin yaşadığına bile inanıyor.Fira nın güneyindeki Athinios köyünden krater içindeki adacıklara gezi tekneleri kalkıyor.Palaia kamenide sıcak çamur banyosu yapabilirsiniz.

 

Santorini ye özgü siyah kumlarla kaplı Perissa ve Kamari gibi plajlar su sporlarına yönelik aktiviteleri ve plaj barları ile kalabalıları kendine çekiyor.Sukunet arayışında iseniz Kambia,Mesa Pigadia yada Vlyhadha koylarını tercih edin.

 

KOS

 

Hippocrates in vatanı Kos düz ve bereketli topraklarının güzelliği ile İlk yerleşimcilerini tarih öncesi çağlarda ağırlamaya başlamış.

 

Kos 12 adanı tamamı gibi kuşatma ve zaferlerden payını almış; 1315 de Rodos şovalyeleri ardından Osmanlılar,İtalyanlar,Almanlar ve son olarakta Yunanlıların hakimiyetini altına girmiş bu güzel ada.Ama onu ne savaşlar nede 6.yy ve 1933 da gerçekleşen iki büyük deprem yok edebilmiş.Bugun güneş ve denizin keyfini sürmek için gelen turistler Egenin mavisi üzerine serdiği yemyeşil toprakları ile Kos u Oniki adaların en pahalı yerlerinden birine dönüştürmüş durumda.

 

Kos şehrine denizden yaklaşırken dikkatinizi çeken ilk yapı St.John Şovalyeleri kalesi olacak.Yapımında 6.yy da buyuk deprem ile yıkılan antik kente ait mermer ve taşların kullanıldığı 15.yy kalesi,Ege ile kos manzarasını birleştiren mükemmel bir seyir mekanı.Kalenin güneyindeki köprü ,  2400 yıl önceki orjinalinden türediği söylenen, Altı asırlık Hippocrates ağacının bulunduğu meydana uzanıyor.Hippocrates bu ağacın arlında çalışır öğrencilerine dersler verirmiş.

 

Şehir dışını keşfe çıkmadan önce, Platanou meydanının  güneyindeki  Antik Agorayı ziyaret etmeyi unutmayın.İ.Ö 3 yy a ait Herakles tapınağı ve 5.yy Hıristiyan bazilikası bölgede 1933 depremi ile ortaya çıkan kalıntılardan sadece birkaçı.

 

Şehir merkezinin birkaç kilometre güneybatısına kurulmuş tıp okulu ve hastane kompleksi olan Asklepieion,antik yunanda tıp tanrısı Asklepios un onuruna kurulan üçyüz kutsal hastanenin en ünlüsüymüş.Antik kalıntılar kadar adayı kuşatan köylerde görülmeye değer.Dimitrios dağına serpiştirilmiş Asfendiou köyleri bembeyaz evleri ve gösterişli Bizans kiliseleri ile hala geleneksel yapılarını koruyor.Haraketli ortamları severseniz sakin bir balıkçı köyünden adanın en kalabalık sayfiye yerine dönüşen Kardamaina yı seveceksiniz.Özellikle genç turistlerin favorisi olan köy kilometrelerce uzanan altın sarısı kumsallara ve eğlenceli bir gece hayatına sahip.

 

 

SYMİ

 

Dik bir şekilde denize inerek büyüleyici koylar ulaştıran dağları ile 12 adaların en güzellerinden biri.Adı da bir güzele; tanrı Glaucus ile olan birlikteliğini onaylamayan babasından kaçarak burada evlenen Rodos prensesine ait.

 

Büyük bir bölümü kayalıklardan ve verimsiz topraklardan oluşan bu minik ada;İlk çağlardan beri süre gelen gemi yapım sanatı sayesinde hiçbir zaman yokluk çekmemiş.17.yy da oniki adaların en zengin üçüncü adası konumuna yükselen Symi,30 bin kişilik nufusu ile dünyanın en büyük gemicilik,süngercilik ve balıkçılık merkezi olarak anılıyormuş.Ama 1912 deki İtalyan istilası yapay süngerlerin ve buharlı gemilerin icadı o günlerin sonunu getirmiş.Nufusu birden bire 3000 kişiye düşen adayı kurtaran turizm olmuş.

 

Başken Ano Symni dar bir yol ve 375 mermer basamk ile birbirine bağlanan aşağı şehir Gialos ve yukarı şehir Chorio dan oluşuyor.17. ve 18 .yy da inşa edilmiş neo klasik stildeki evleri ile Yunanistanda görülecek en güzel liman bölgelerinden bir olan Gialos a 15 dakika yuruyüş mesafesinde labirenti andıran dar sokakları ve sevimli evleri ile Chorio yer alıyor.Buradan başlayıp güneye doğru uzanan asfalt yolu takip ederseniz adanın en çok ziyaret edilen tarihi eserinin bulunduğu Panormiti koyuna ulaşırsınız.Oniki adaların en önemli ikinci manastırı olan Moni Taxiarchi Michail,gemicilerin koruyucu azizi baş melek Michail in onuruna kurulmuş.8 kasımda yunanlı denizcilerin hacı olamk için akın ettiği manastırın ana kilisesinde görebilecekleriniz arasında duvar ve tavan freskleri azizin som altından yapılmış ikonası ve sunulan hediyelerden oluşan bir hazine yer alıyor.

 

Pedi ve Nanou plajları su sporları ve balık tutmak için ideal.Ano Symni nin doğusundaki Pedi,etrafını çevreleyen muhteşem manzara ile çoğu kişi için adanın en güzel plajı.Nanou ise çakıl taşları ile kaplı büyük ve güzel bir koy.

 

MİDİLLİ

 

Bir yanda şairleri ressamları ve müzisyenleri,diğer yanda uçsuz bucaksız zeytinlikleri sık ormanları ve geleneksel evleriyle topraklarını sanata adamış Midilli.

 

 

İ.Ö 2 yy da Romalıların sayfiye yeri olarak seçtiği,15.yy da Osmanlıların Egenin bahçesi olarak adalandırdığı Midilli dillerden düşmeyen doğal güzelliği topraklarında yetişen sanatçıların hikayeleri ile süslenmiş.Şair Sappho,müzisyen Arion,ressam Theophilos,filozof Theophrastus ve daha nicelerinin vatanı.

 

Başkent Mytilini,kendisi ile aynı adı taşıyan antik şehrin bulunduğu bölgeye bir amfitiyatroyu  andıracak şekilde inşa edilmiş.Limana yaklaşırken gözünüze öncelikle kıyı boyu sıralanan rengarenk kayıklar,büyük gezinti tekneleri,mağazalar ve oteller ilişiyor.Solunuza döndüğünüzde ise çamlar ile kaplı bir tepede yükselen kaleyi görüyorsunuz.İmparator Justinian ın 6 yy da inşa ettirdiği Mytilini Kalesi 1373 de yenilerek bugunkü halini almış.şehir merkezinin 3 km güneyindeki Teriade Müzesi,20 yy ın başında Midilliden Parise göçederek Teriade soyadını alan sanat eleştirmeni Stratis Eleftheriadis in koleksiyonlarını barındırıyor.

 

Pek çoklarına göre Midillideki en güzel sayfiye yeri,dik bir yamaca kurulu olan rengarenk evleri,görkemli ortaçağ kalesi,göz kamaştıran balıkçı limanı ve kristal berraklığındaki suları ile turistlerin uğrak mekanına dönüşen Molyvos.Adanın doğusu kadar gösterişli olmasa da uzak köyleri,plajları ve manastırlarıyla turistleri kendisine çeken batı kıyısını dolaşırken Eresos köyüne uğramayı ihmal etmeyin.

 

SAMOS

 

İster  ağaçlar arasında kaybolun ister sarp kayalıklara tırmanın yada sadece bir köy kahvesinde oturup huzur dolu hayallere dalın.Samos un herköşesini birbirinden güzel manzaralar kuşatıyor.

 

Matematikçi ve filazof Pythagoras dan Hera tapınağının mimarları  Rhoikos ve Theodoros a, antik dönemin en büyük astronomu Aristarchos a kadar pek çok dahi ve sanatçının yetiştiği bu topraklar,aniden gelen yangınların bile yok edemediği güzellikleri ile turistleri kendine çekiyor.

 

Adanın başkenti 1600 lü yıllardan beri varolan eski şehir Ano Vathy ve 1832 den sonra gelişmeye başlayan Vathy şehri olarak ikiye ayrılıyor.Vathy den güneye giden yolu takip ettiğinizde ilk durağınız adını İ.Ö 580 de Samos da doğan filozof Pythagoras dan alan Pythagoreio olacak.Antik şehri çevreleyen 6 km uzunluğundaki Polycratess Duvarı İ.Ö 538-520 adaya altın çağını yaşatan hükümdar Polycrates tarafından şehri korumak için inşa ettirilmiş.Antik dünyanın başlıca mühendislik başarısı sayılan Efpalineio tüneli ise yine bu bölgede yer alıyor.İ.Ö 6.yy da inşa ettirilen bu sü kemeri geçen yüzyılın başına kadar kullanılmaya devam edilmiş.

 

Adanın batı ucuna hakim olan Kerki dağı Egenin en yüksek ikinci zirvesi olmasının dışında kutsal bir kimliğe de sahip.İlk kez Bizans döneminde adından bahsedilen dağ,geceleri mağaralarından süzülen ışık huzmeleri ile denizciler arasında dünyadan ayrılan azizlerin ruhlarını barınıdıran dağ olarak nam salmış.Son yıllardaki orman yangınlarına rağmen Kerki dağı hala mükemmel bir manzara vaad ediyor.

 

Sert rüzgarların hakim olduğu kuzey kıyısındaki Kokkari,rüzgar şörfçülerinin uğrak mekanı.Bölgede bulunan Tsamadou ve Lemonakia plajları,kafe ve tavernaları ile gece hayatının yoğun olarak yaşandığı yerler.

 

21:06 - 16/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


İstanbul Gezilecek Yerler, Yerebatan Sarnıcı

Kategori: SEYAHAT
542 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılan Yerebatan sarnıcı, Bazilika Sarnıcı veya Yerebatan Sarayı olarakda adlandırılır. Suyun içerisinde yükselen bu sütunlar uçsuz bucaksız muhteşem bir görüntü arz etmekte ve ziyaretçileri girer girmez etkilemektedir. Yerebatan Sarnıcı, İstanbul'un Osmanlılar tarafından 1453 yılında fethinden sonra, bir müddet daha kullanılmış ve padişahların oturduğu Topkapı Sarayı'nın bahçelerine buradan su verilmiştir. Durgun su yerine çeşme suyunu yani akan suyu tercih eden Osmanlılar' ın şehirde kendi su tesislerini kurduktan sonra kullanmadıkları anlaşılan sarnıç, 1544-1550 yıllarında Bizans kalıntılarını araştırmak üzere İstanbul'a gelen Hollandalı gezgin P. Gyllius tarafından yeniden keşfedilmiştir. Basilika Sarnıcı kurulduğundan günümüze kadar çeşitli onarımlardan geçmiştir. Osmanlı imparatorluğu döneminde iki defa restore edilen sarnıcın ilk onarımı 18. yy.'da III. Ahmet zamanında (M 1723) Mimar Kayserili Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. 19. yy.'da ikinci büyük onarım Sultan II. Abdülhamit (1876-1909) zamanındadır. Cumhuriyet dönemindeki en büyük onarım 1985 yılında İstanbul Belediyesi tarafından başlatılmıştır. İçerisindeki 50.000 ton çamurun çıkartılması ve gezi platformunun yapılmasıyla birlikte 9 Eylül 1987 yılında tamamlanmış ve tekrar ziyarete açılmıştır.

Gün ve Saatler
Sarnıç her gün 09.00 - 18.30 saatleri arasında ziyarete açıktır,


Yerebatan Sarnıcı Bilet Fiyatları:

TC Vatandaşları: 3 YTL.
Yabancı Turistler: 10 YTL.

20:56 - 16/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Dünyanın Harika Gezilecek yerleri

Kategori: SEYAHAT
PETRA



Petra Ürdün'nün Lut Gölü ile Akabe Körfezi arasındaki toprakları üzerinde yer alan antik kenttir. M.Ö. 400 ile M.S. 106 yılları arasında Nebatiler'e başkentlik yapmıştır. Roma İmparatorluğu tarafından işgal edilene kadar başkent olarak varlığını sürdürmüştür. M.S. 400 yıllarından sonra deprem ve ekonomik sıkıntılardan dolayı kent gözden düşmüş ve zaman içinde unutulmuştur. 1812 yılında İsviçreli gezgin Johann Burckhardt tarafından kent tekrar bulunmuştur.

Petra antik kentinde tiyatro, tapınak, ev gibi yapılar kireç taşına oyularak yapılmıştır. el-Khazna ve Roma döneminde yapılan anfitiyatro en bilinen yapılardır.
6 Aralık 1985 tarihinde UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası listesine dahil edilmiştir. Peru'da yer alan Machu Picchu ile kardeş şehirdir.
7 Temmuz 2007 tarihinde, Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçilmiştir


TAÇ MAHAL





Taç Mahal, Hindistan Türk İmparatorluğu'nun Timuroğulları hanedanının 5. hükümdarı Şah Cihan -Şah-ı Cihan (Dünyanın şahı-1593-1666)- tarafından, o zamanki imparatorluğun başkenti olan Hindistan'in Agra şehrinde, Jumna (Yamuna) Nehri'nin kıyısında yaptırılmıştır. (Babür Şah'ın kurduğu Hint-Türk İmparatorluğu, Hindistan'da 332 yıl (1526-1858) egemen oldu.)
Dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilen bu türbe, Şah Cihan'ın büyük bir aşkla sevdiği eşi Arcümend Banu'nun, (Mümtaz Banu Begüm) doğum sırasında ölümü üzerine, onun hatırasına yaptırılmıştır.

Yapının mimarları; Mimar Sinan'ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazılari yazan Hattat Serdar Efendi, eserin yapimi için Şah Cihan tarafından İstanbul'dan davet edilmişlerdi. 1630'da inşaasına başlanan eser, 22 yil sonra 1652'de tamamlanmıştır.
Taç Mahal'in yapımında parlak, ince mavi damarları olan beyaz mermer kullanılmistır. Aynı mermerden yapılan ve yerden yüksekliği 82 metre olan kubbe, Mimar İsmail Efendi tarafından yapılmıştır.
Kubbe üzerinde altınlı bir alem vardır. Türbenin beyaz mermerden 4 minaresi vardır. Anıtın dört yanına Hattat İsmail Efendi tarafından Yasin suresinin tamamı yazılmıştır.
İnşaatta çok sayıda ustanın da yanısıra, günde 20 bin işçinin çalışmasıyla türbe 1643'te, çevresindeki avlu ve yapılar 1649'da bitirildi. Tac Mahal, 22 yılda 1653'te bütünüyle tamamlandı.
Agra ilinin dışında Yamuna Irmağı'nın kıyısında, 305x580 metre ölçülerinde dikdörtgen avluda yer alan Tac Mahal, dört cephesinin ortalarında 33 metre yüksekliğindeki taç kapılarıyla 75 metre yüksekliğindeki anıt kubbeyi çevreliyor.
İç mekanı örten 30 metre yüksekliğindeki alt kubbeyle üst kubbe arasında türbe mekanı kadar ölü hacim var.
Mümtaz Mahal ve Şah Cihan'in sandukaları üst katta, kubbenin altındadır. Sandukaların bulunduğu yerdeki kubbede insan ağzından çıkan her ses 7 kez yankılanacak şekilde bir akustiğe sahiptir. Şah'ın ve eşinin asıl lahitleri ise, en alt katta bulunmaktadir.
Taç Mahal'in yüzbinlerce akik, sedef ve firuze gömülü olan duvarlarında ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 adet çok iri inci vardır.

KOLESYUM



İtalya'nın başkenti Roma'da bulunan Flavianus Amfiteatrı olarakta bilinen Colosseum, Roma İmparatorluğu ve devamı olan Batı Roma İmparatorluğu'nun başkenti Roma'daki 50.000 kişilik büyük arenadır. Usta bir komutan olan Vespasianus tarafından M.S. 72 yılında yapımına başlanmış ve M.S.80 yılında Titus döneminde tamamlanmıştır. Daha sonraki değişiklikler Domitian hükümdarlığı zamanında yapılmıştır. İmparatorlar burada Roma halkını eğlendirmek için gladyatör dövüşleri düzenlerdi. Bunlardan başka pek çok halk gösterileri, taklit deniz savaşları, hayvan avcılığı, infazlar, meşhur savaşların yeniden yasallaştırılması, klasik mitolojiye dayanan dramalar olurdu. Kolezyum daha sonra çeşitli maksatlarla kullanıldı; barınma, iş dükkanları, dini kışlalar, istiham, taş ocağı, hristiyan türbesi olarak. Asıl adı Arena iken, sonradan, girişteki etkileyici heykelin adını almıştır.
7 Temmuz 2007 tarihinde, Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçilmiştir. Şimdi depremden dolayı harap vaziyette olmasına ve taşlarının çalınmasına rağmen Kolozyum Roma İmparatorluğu'nun uzun zamandan beri ikonik sembolü olarak görülür. Bugün modern Roma'nın en çok turist çeken yerlerinden biridir. Ve Roma Katolik Klisesi ile yakın bağlantıya sahiptir. Çünkü Paskalya öncesi cuma günü Papa amfitiyatroda fener alayı düzenler.


MACHU PİCCHU



Machu Picchu bugüne kadar çok iyi korunarak gelmiş olan bir İnka antik şehridir.
7 Temmuz 2007 tarihinde, Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçilmiştir.
And Dağları 'nın bir dağının zirvesinde, 2.360 m yükseklikte, Urubamba Vadisi üzerinde kurulmuş olup. Peru'nun Cusco şehrine 88 km mesafededir. Şehir, İnka'lı bir hükümran olan Pachacutec Yupanqui tarafında 1450 yılları civarında inşa ettirilmiştir. İspanyol istilacılar 1532 yılında buraları feth ederken sık dağlar arasında kalmış bu şehir, istilacılar tarafından fark edilmemiş ve bu sayede zarar görmemiştir.Machu Picchu 200 den fazla, merdiven sistemiyle birbirne bağlı olan taş yapıdan oluşur.Şehrin 3000 basamağı bugün hala gayet iyi durumdadır.
Kuruluş amacı ve anlamı bugüne kadar gelmiş olan tartışma konusudur. Günümüze gelmeyi başarmış bilimsel kanıt içerikli çok fazla ipucu bulunmamasından, sadece tahminler yapılabilmektedir. Bu yüzden o zamanlardaki adı bilinemeyen şehir, ismini bugün yakınlarda olan bir dağ zirvesinden almıştır. Şehrin tarım alanı olarak kullanılan teraslardan oluşan bölümleri, Eski Zirve (Quechua dilinde: Machu Picchu) denen dağın eteklerindedir. Şehrin sonunda ise Genç Zirve (Quechua dilinde: Huayna Picchu ) yükselir.

CHRİSTO REDENTOR



Dağın zirvesinde Heitor Silva Costa tarafından tasarlanmış ve Fransız heykeltraş Paul Landowski tarafından beş yıl içinde gerçekleştirdiği İsa heykeli (Por Christo redentor) bulunur. Landowski'nin eseri 1931 yılında son bulmuş ve 12 Ekim'de dikilmiştir. 30 m boyundaki devasa heykel 8 m yükseklikteki bir kaide üzerinde durur ve 1.145 ton ağırlığındadır. Yalnızca başı 3,75 m yükseklinde olup 30 ton gelir. Açılmış kollarının genişliği 30 m tutar. İnşa malzemesi olarak beton, üzerinde katman olarak da sabun taşı (talk da denir) kullanılmıştır. Heykelin inşası katolik derneği tarafından, aslen çirkin telefon direklerini örtmek için sipariş olarak verilmiştir. Bugün yıllık 1 milyon kadar insan anıtı ziyaret eder.
Dominik Cumhuriyeti'nin kuzeyindeki Puerto Plata şehrindeki 793 m yükseklikteki Pico Isabel de Torres Dağı'nda heykelin bir benzeri inşa edilmiştir.
1 Aralık 1999'da Avusturyalı Base Jumpingci Felix Baumgartner, heykelin sağ kolundan paraşüt ile atlamıştır. Baumgartner, öncesinde ok ile fırlattığı bir halat ile tırmanmıştır.




Christo Redentor, Rio de Janeiro'da Corcovado Dağı üzerinde şehrin sembollerinden biri olan İsa heykeli.
Dağın aşağı kısmında Tijuca Milli Parkı bulunur. Corcovado 710 m yükseklikte olup, muhteşem bir şehir manzarası sunar. Kıvrımlı bir yol ve Corcovado dağ treni, dağın zirvesinin yakınına kadar gelir.7 Temmuz 2007 tarihinde, Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçilmiştir.


ÇİN SEDDİ




CHİCKEN ITZA PİRAMİDİ



Chichen Itza, Kristof Kolomb öncesi dönemde Maya uygarlığı tarafından bugünkü Meksika'da inşa edilmiş arkeolojik bir bölgedir. Chichen-Itza Kalesi 20. yüzyıl'ın başlarında gökdelenlerin inşasına kadar, dünyanın en yüksek yapısıydı. Temmuz 2007'de seçilen dünyanın yeni yedi harikasından biridir.




Chichen Itza Piramidi (M.Ö. 800 öncesi) Yucatan Yarımadası, Meksika Chichen Itza, Maya medeniyetinin ekonomik ve politik merkezi olarak hizmet vermiş en meşhur Maya tapınak sitesidir. Değişik yapıları –Kukulkan piramidi, Chac Mol Tapınağı, Bin Kolonlar Geçidi, Tutukluların Oyun Sahası– bugün dahi harikulade bir mimari alan ve mekân düzenleme göstergesi olarak kendini göstermektedir. Piramidin kendisi Maya tapınaklarının en sonuncusu hiç şüphesiz en büyüğüdür

20:46 - 16/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa


Hakkımda

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
kardeş blog
GOKKUŞAGİ2
KAPLICALAR
Kategoriler
Son Yazılar
- Biomedical Sample Handling [Bu yazıyı izle
- CANCUN TURU
- DDR-150 Rotary Positioning Stage
- RÖNESANS GÜZELİ FLORANSA TURU
- AKDENİZİN NEŞESİ MALTA TURU
- İSVİÇRE NİN LÜX KAYAK MERKEZİ
- SEYŞELLER
- PARİS MUTFAĞIN BAŞKENTİ
- AKADEMİK BAKIŞ AÇISIYLA KÜLTÜR TURİZMİ
- MISIR PİRAMİTLERİ İLE İLGİLİ ŞAŞIRTICI GERÇEKLER
- Turizm, kriz işsizlerinin umudu oldu
- MAURİTİUS TURU
- YUNAN ADALARI
- İstanbul Gezilecek Yerler, Yerebatan Sarnıcı
- Dünyanın Harika Gezilecek yerleri
- THE ELECTRONIC INDUSTRY
- MESOTHELİOMA
- INDONESİA HOMESTAY
- DYNO-MAX
- JAPAN HOMESTAY
OnlineIPAddress.com
Feedjit Live Blog Stats Sitene Ekle Arkadaşlarım
ccna
sarper2005
adardil
40ayak
swatfrom
orkide33
annevebebekleri
emsalsizim
cemalce
herseycocuklarimizicin
luxuryholiday
ihson53
karadenizlieko
ivedi
sev54
akgulfus
elif34
belinay61
toolbar1
beynelminelyasam
cennetbahcesi68
trkaplicalari
betul61
romankitapozetleri
zeynepkaraoglu
teknologic26
yazyagmuru1984