dunyadan esintiler

CANCUN TURU

Kategori: SEYAHAT
Yazdır

CANCUN TURU

 

Meksikanın tropikal cenneti Cancun ve Cancun a  iki saat uzaklıkta Yucatan Yarımadasının dev tapınakları ziyaretçilerini büyülüyor.

 

 

1967 de Meksika Hükümeti Karayipler de tropikal bir tatil cenneti yaratmak üzere kolları sıvadığında 120 nufuslu bir balıkçı kasabası olan Cancun bu amaç için en uygun yer olarak seçilmiş.Kısa zamanda inanılmaz bir değişim geçiren Cancun bugun yılda 3 milyon turist ile Meksikanın butun kentlerinde  daha popüler.Cancun da tatil bembeyaz kumsallarda palapa adı verilen çardakların altında uzanıp içkinizi yudumlamaktan ibaret değil.Yucatan yarımadasındaki Maya kentlerini ve Latin Amerikanın piramitleri olarakta anılan tapınakları keşfetmek için Cancun mükemmel bir merkez.

 

1960 larda Meksikanın geri kalanından izole bir durumdaki Yucatan ülkede koloniel İspanyol etkisini en az taşıyan ve otantik kalmayı en fazla başarmış bölge.Karayiplerin sıcak suları ile buluşan uzun kumsalları,dünyanın en büyük beşinci mercan resiflerine sahip oluşu,lüks otelleri ve hareketli gece hayatı ile Cancun,Yucatanı da gezginlerin listesine eklemeye referans olark yetiyor.

 

Cancun un oteller bölgesi Zona Hotelera büyük bir lagünü çevreleyen bir yarım ada üzerinde gelişmiş.Restaurantlar alışveriş merkezleri ve marinalardan oluşan dev bir kompleks görünümündeki bu bölge daha otantik bir atmosfere sahip kent merkezi El Centro ya 4 km mesafede.Eski İspanyol mimarisi ve güzel restaurantları ile El Centro özellikle akşamları çok renkli.Restaurantlarda mariacchi orkestralarının hareketli müziği eşliğinde güzel Meksika yemeklerini tadabilir ardından tekila keyfi ile geceye devam edebilirsiniz.

 

Avrupanın Ortaçağı yaşadığı bir zamanda Mayalar yıldız haritalarını çıkarmakla ve bugun kullandığımız takvimi icat etmekle meşgulduler.Metal aletlerin ve tekerleğin yardımı olmadan inşa ettikleri tapınaklar ve şehirler ise hayranlık uyandırmaya devam ediyor.Cancun a 2 saat uzaklıktaki Chicken Itza bu kentlerin en ünlüsü ve en iyi durumda olanı.Bir zamanalar insanların kurban edildikleri piramit şeklindeki dev Kukulcan Piramiti kentin en gözterişli yapısı.Piramid in dik merdivenlerinden tırmanmak ilk bakışta göründüğünden daha zor ancak tepeye ulaştığınızda göreceğiniz manzara için bu yorgunluğa değer.Yapının enteresan bir özelliği var her yıl ekinoks zamanlarında ( 21 Mart  ve 22 Eylül) günbatımı vakti piramidin basamaklarında dev bir kertenkele gölgesi beliriyor.Maya tanrısı Kukulca nın tapınağa gelişini sembolize eden bu ışık-gölge oyunu Maya zekasının bir başka ürünü.Piramidin tepesinde normal bir tonda konuştuğunuzda aşağıdaki kalabalık bir seyirci topluluğuna sesinizi duyurabilmeniz ise bunun gibi büyük tapınakların sahip olduğu mucizevi bir akustik özellik.

 

Cancun un güneyinde Tulum Maya kentlerinden bir diğeri.Mayaların sahil şeridinde inşa ettikleri en büyük kent olan Tulum,okyanusa bakan kayalıklar üzerinde nefes kesici bir konuma sahip.Küçük olmasına rağmen güzelliği ile akıllarda hemen yer eden kentin en görkemli yapıları girişte hemen soldaki iki katlı freskli tapınak ile kayalıkların üzerinde inşa edilmiş El Castillo (kale).Antik kent gezisi sonunda kendinize zaman ayırıp hemen yakındaki kumsallarda yüzebilirsiniz.

 

Yüzmek için bir başka fırsatıda Xcarett adlı Aqua Parkta bulabiirsiniz.Deniz kıyısındaki doğal bir havuzda yunuzlarla birlikte yüzme deneyimi çok özel.Tüple ve şnorelle dalmak isteyenler içinde Cancun açıklarındaki Cozumel,Puerto Moroles ve Isla Mujeres adalarındaki mercan resifleri birer nimet.

21:12 - 19/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


RÖNESANS GÜZELİ FLORANSA TURU

Kategori: SEYAHAT

RÖNESANS GÜZELİ FLORANSA TURU

Toscana bölgesinin alımlı başkentinde Rönesans estetiğinin asaleti ile modern hayatın canlılığı bir arada yaşıyor.

 

Floransa gezmesi oldukça kolay bir şehir çünkü  hangi yolu sahibi takip ederseniz edin Pizza Del Duomo meydanına  ulaşıyorsunuz.Dünyanın en buyuk dörduncu katerali olan Duomo diğer adı ile Santa Maria Del Fiore (çiçeklerin Mariası) pembe,beyaz ve yeşil mermerlerin donattığı cephesi ve gökyuzune yukselen dev kubbesi ile Floransa nın sembölüdür.Gotik mimarinin hakim olduğu Katedralin 1296  da başlayan yapım çalışmaları,yaklaşık 200 yüzyıl sürmüş hatta cephesi ancak 19.yy da tamamlanabilmiş.İç mekandaki freskler ve vitraylı camlar Rönesans döneminin en yetenekli sanatçılarından Vasari,Zuccari,Donatello,Uçello ve Ghiberti ye aittir.Katedralin yanı başında yer alan Basistero (Vaftizhane) 15.yy da Lorenzo Ghiberti tarafından yaratılan bronz yaldız kapıları ile ünlü Michelangelo nun ‘cennetin kapıları’ adını verdiği bu eserin orjinalini Museum Del Opera del Duomo (Duomo müzesi) nde görebilirsiniz.

 

 

Şehrin en büyük meydanı olan Pizza Della Signoria yı Plazzo Vecchio (eski saray) ve Michelangelo nun Davut heykelinin kopyası süslüyor.1322 den beri belediye binası olarak kullanılan Palazzo Vecchio Floransa nın en eski ve en güzel köprüsü olan Pomte Vecchio (eski köprü) üzerinden geçerek Palazzo Piti ye kadar uzanan bir yürüyüş yoluna sahip.Bu yol bir zamanlar şehrin idarecisi olan Medici ailesi tarafından kalabalığa karışmadan sarayları ziyaret etmek için kullanılıyormuş.

 

Medicilerin idari işlerini yurutmek için kullandığı Uffizi Sarayının en üst katından köprüye bakan Galleria Delgi Uffizi (Uffizi galerisi) dünyanın ilk Modern halk galerisi ünvanını taşıyor.17.yy da halka açılan müzde sergilenen Giotti,Rapahel Gottiçelli ve Michelangelo nın eserlerini mutlaka görün. Uffizi den çıktığınızda hala harcıyacak enerjiniz kalırsa 14.yy ile tarihlene ve 16.yy dan beri gösterişli müchevharat dükkanlarına ev sahipliği yapan Ponte Vecchio (eski köprü) yada gezintiye çıkarak Arno nehrinin diğer tarafına geçebilirsiniz.1460 da Medici ailesinin rakibi olan Piti ailesi için inşa edilen Palazzo Pitti (Pitti sarayı) ile Giardini Boboli (Boboli bahçeleri) nehrin öbür yakasındaki Oltrarno da görebilecekleriniz arasında.

 

Floransa efsanevi Rönesans sanatçılarının sadece eserlerini değil mezarlarınıda buyuk bir gurula sahiplenmiş.Michelangelo,Galileo Galilei ve Machiavelli gibi isimlerin mozolelerini Santa Croce meydanındaki Santa Croce Klisesinde ziyaret edebilisiniz.13.yy a ait kilisenin hemen köşesinde Michelangelo nun satın aldığı ama hiçbir zaman oturmadığı evi Casa Buonarroti yer alıyor.Sanatçının çalışmalarına ait kopyalardan oluşan bir koleksiyonu bu evde bulabilirsiniz.Michelangelo nun asıl şahaseri olan Davut heykeli ise uzun zaman önce Piazza Della Sinyoria dan kaldırılarak Accedemia Di belle Arti (güzel sanatlar akedemisi) bunyesindeki del’accedemia galerisine taşınmıştır.

 

Kendinizi bir nebze olsun Floransa lı gibi hissetmek isterseniz San Lorenzo daki Mercatocentrale pazarını işgal eden kalabalığa karışmayı deneyin.1874 tarihli bir yapının içine kurulu olan pazarın zemin katında et çeşitleri üst katta ise taza meyve sebze ve çiçekler satılıyor.Pazar günleri kapalı.Enoteca denilen şarapçılarda ve müşterilerin uzun ahşap masaları paylaştığı Trattoria lokantalarda aynı hissi yakalamak mümkün.Santa croce nin ünlü trattoria sı Cibero şehirdeki en lezzetli ve yaratıcı menülerden birine sahip.Ciberonun bulunduğu caddenin hemen sonundaki Maramao ise Floransa nın en iyi barı olarak biliniyor.

 

Tatilden eliniz boş dönmek istemiyorsanız Floransa nın kaliteli deri ürünleride sizi bekliyor.Viya del sole üzerindeki Cellerini eldivenlerden çantaya kadar her şeyi bulabileceğiniz popüler bir deri mağazası.

21:10 - 18/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


AKDENİZİN NEŞESİ MALTA TURU

Kategori: SEYAHAT

AKDENİZİN NEŞESİ MALTA TURU

Benzerinin çoğundan daha hesaplı olan Malta insanlık tarihinin en eski yapılarına ve şenlikli festivallere sahip.

 

 

Malta, Gozo ve Comino olmak üzre 3 ada dan oluşan bu küçük ülke 7000 yıllık geçmişi ile Akdenizin en eski medeniyetlerinden biri.Geçmişte kimler yok ki.Sicilyalılar,Yunanlılar,Romalılar,Araplar,İspanyollar ve daha birçok ülke tarafından istila edilen Malta,ençok da St.John şövelyeleri döneminin izlerini taşıyor.1530 dan Osmanlılar tarafından Rodos adasına çıkarılan St.John şovalyeleri yeni bir vatan arayışı ile Malta ya gelmişler arkalarındanda buyuk bir ordu ile Osmanlılar çıkagelmiş.1565 deki büyük kuşatmayı kazanan şovelyeler yüzlerce yıl süren hakimiyetleri boyunca bu topraklara pek çok görkemli yapı ve saygın bir tarih bırakmışlar.Onların yerini 18.yy da Mısır kuşatmaya giderken,yolunun üzerindeki Maltayı da ele geçirmeye karar veren Napolyon,19. yy da ise İngilizler almış.Ülke bağımsızlığını kazandığı 1964 yılına kadar İngiliz boyunduruğu altında kalmış buda Maltacadan sonra ikinci resmi dilin neden İngilizce olduğunu açıklıyor.Adaların en buyuğü olan Maltanın merkezindeki en eski başkent Mdina etrafı surlar ile çevrili tipik bir ortaçağ yerleşimi.En ünlü meydanlarından biri olan St.Publius da buyuk şehir kapısının girişinde bulunan Mdina zindanları,hergün 09.00-18.00 saatleri arasında ilginç bir animasyona ev sahipliği yapıyor.Orjinal boyutlardaki İnsan ve mekan maketlerinin kullanıldığı gösteride Malta yı istile etmiş olan tüm milletlerin işkence yöntemlerini ürkütücü ses efektleri eşliğinde izleyebilirsiniz.

 

Adanın bugunkü başkenti olan Valetta Kurucu Fransız şovalye Jean Parisot de la Valette nin adını taşıyor.Osmanlılara karşı başlatılan mücadeleye öncülük eden Valette aynı zamanda ‘büyük üstad’ ünvanı taşıyan baş şovalyelerden biri.Valetta nın en kalabalık alışveriş caddesi olan Triq Republica (Cumhuriyet caddesi) üzerinde yer alan St.John un katedrali tüm adalardaki en saygın tarihi anıt niteliğinde.Muhteşem duvar süslemeleri kadar 12 büyük üstadın anıt mezarları ile dikkat çeken 16.yy katedrali Unesco tarafından dünya kültür mirası listesine alınmış.Aynı cadde üzerinde yer alan ve bugün Malta parlementosu olarak kullanılan Büyük Üstatlar Sarayı 1571-1574 yılları arasına ait.Kuşatmadan sahnelerin canlandırıldığı fresklerle süslü olan sarayda,şövelyelerin kullanıldığı birbirinden ilginç silahlar sergileniyor.

 

Malta adasında Valetta ve Mdina dan sonra en çok görülmesi gereken yerlerden biri Tarxien tapınakları.İ.ö 2800 tarihine ait birbiri ile bağlantılı 3 tapınaktan oluşan komplex,ilginç taş oymaları sunakları ve kehanet odalarına sahip.

 

Tarihi eserler arasında gezinmekten yorulursanız ülkenin en kozmopolit bölgelerinden biri olan Sliema da modern dünyanın nimetlerinden faydalanabilirsiniz.İlk kez 2. dünya savaşında İngiliz ordusu için yerleşime açılan Sliema kafeteryaları,mağazaları,plajları ve muhteşem yat limanı ile popüler bir turistik bölge.Malta da gece hayatıda Avrupa şehirlerinden farksız.Paceville ve St.Julians bölgeleri arasında gece klüpleri ve barların tamamında Latin caz,rock ve klasik müzik toplulukları sahne alıyor.

 

Alış veriş mekanları en güzel mücevhercilerin Valettada ki Santa lucija ve Republica caddelerinde çeşit çeşit yerel ürünü,Merchant caddesinde hafta sonu hariç hersabah kurulan pazarda seramik ve cam süs eşyalarını ise Mdina daki Ta’ Qali el sanatları merkezinde bulabilirler.

 

MISIR PİRAMİTLERİNDEN BİLE ESKİ

 

 Gozo adası Malta nın en iyi korunmuş tarih öncesi tapınaklarından birine ev sahipliği yapıyor.1826 da ortaya çıkarılan neolotik döneme ait İkiz Ggantija Tapınakları I.O 3600-3000 de inşa edilmiş.Yerli halk dişi  bir dev tarafından kurulduklarına inansada tapınak komplexini oluşturan muazzam kaya kütlelerinin bundan 5 yada 6 bin yıl önce neden ve nasıl taşındığı ise hala bir sır.

21:09 - 18/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


İSVİÇRE NİN LÜX KAYAK MERKEZİ

Kategori: SEYAHAT

İSVİÇRE NİN LÜX KAYAK MERKEZİ

St.Moritz geleneksel yapısını kozmopolit bir nufusla büyük şehir zarafetini ise sporun eğlencesi ile bütünleştiren benzersiz bir tatil merkezi.Buradaki birinci kural sadece akşam yemeklerinde yada partilerde değil bembeyaz karlarla kaplı parkurlarda bile şıklıktan taviz verilmemesi.St Moritz deyseniz akşam yemeğinde ne giyeceğinize karar vermek için kayak yaparken harcadığınızdan daha fazla enerji harcamanız gerekiyor.Neyseki yanınıza uygun ve şık kıyafetler almayı unutmuşsanız bile sorun yok tek yapmanız gereken en az St Moritz kadar ünlü olan Palas otelin bulunduğu yoldan sola dönmekl.İşte,ünlü butik Pucci nin önündesiniz.Sağa önerseniz Loro Piana; yolun daha yukarısında ise Dolce & Gabbana,Cartier ve Hermes sizi bekliyor.Alışveriş yapmak için kilometrelerce yürümeye gerek yok,çünki her köşe başında dünyaca ünlü markaların satıldığı dükkanları bulmak mümkün.Aslına bakacak olursanız,burada sadece butikler değil her şey lüx.Çünki St Moritz zarafetin ayrıcalık değil hala kural olarak hüküm sürdüğü nadir yerlerden biri.Ünlü Glattfelder cafe nin kapısındaki tabelada ‘kahve,çay,havyar ‘ yazıyor.Böyle bir tabelayı başka hangi kayak merkezinde görebilirsiniz?

 

St Moritz 80 li yılların sonuna doğru tanınmaya başladı.1930 yılında kurulan ve dışarıdan katılımcı kabul etmemesi ile ün salan özel Corviglia Club özel olmaktan çıkıp ünlü pembe şalesinin kapılarını dünyanın dört bir yanından gelen kayakçılara açınca,St Moritz in gördüğü ilgi birden arttı.Club un üyeleri arasında Avrupa sosyetesi,flim yıldızları,kraliyet mensupları ve zengin iş adamlarından oluşan sayısız kalburüstü insan yer alıyor.Kış sezonunu canlandırmak için atılan bir sonraki adımCorviglia Club ile iki Milan klubu arasında bir yarış gerçekleştirmek oldu.Bu başarılı girişimin sahibi ise yıllar öncesi selefi tarafından başlatılan yarışma geleneğini sürdürmekle isabetli bir karar veren Club başkanı Prens Agusto Ruffo Di Calabria.

 

Aslında sportif aktivitelerin ve şatafatlı partilerin başlangıç noktası Corviglia Club ın girişimleri değil. St Moritz her iki bakımdanda ilgi görmeye 1896 yılında Palas otelin açılması ile başladı denilebilir.Bad Rott ailesinin sahip olduğu Palas Otel şu anda Rosewood Hotel & Resort tarafından işletiliyor.Geçmişten bu gune kadar pek çok efsanevi ismin ikinci evi olan otelin 1920 li yıllardaki daimi müşterilerinden biri Charle Chaplin di.Marlene Dietrich ve Coco Chanel ziyaretleri ise 30 lu yıllara damgasını vurdu.50 li ve 60 lı yıllar ise Palas otelin altın çağı idi.Cole Porter; Grace Kelly; Audrey Hepburn; Erol Flynn; Brigitte Bardot;Tina ve Aristotle Onassis,St Moritz in daimi misafirlerindendi.Bugünse  lobiye indiğinizde Prens Edward; Prenses Caroline;Claudia Schiffer gibi ünlülere rastlamak mümkün.Basit bir sayfiye merkezi olarak kurulan St Moritz şifalı suları sayesinde eski Roma döneminden Orta çağa kadar sayısız insanın uğrak noktası oldu.Bundan yaklaşık 3000 yıl önce Kelpler tarafından keşfedildiği söylenen kayak sularının bir çok hastalığı tedavi ettiğine inanılıyor.Bugunkü St Moritz i sadece yazları ziyaret edilen bir tatil merkezi olmaktan kurtaran kişi Johannes Badrutt oldu.12 yatak kapasiteli bir pansiyon olan Pension Falleri 1856 yılında çok düşük bir ücret karşılığında satın alan Badrutt burayı bugunun şan ve şöhret sahibi Kulm Oteline dönüştürdü.Bunadan sonraki ikinci adımı İngiltereden gelen konuklarını tıpkı yaz gibi kış aylarındada buraların görülmeye değer olduğunu ikna etmek için bir iddaya girmek oldu ve eğer güneş 40 gün boyunca parlamaya devam etmezse seyahat masraflarını  karşılayacağına söz verdi.Sizinde tahmin edeceğiniz gibi iddaayı kazandı ve St Moritz uluslar arası üne sahip bir kayak merkezi haline geldi.

 

21:08 - 18/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


SEYŞELLER

Kategori: SEYAHAT
Yazdır

SEYŞELLER

Hint Okyanusu üzerinde 400.000 km2 lik bir alana yayılan ve toplam 115 adadan oluşan Şeyseller de doğa her zamanki güzelliği ile varlığını sürdürüyor.Şeffaf bir kumaşın üzerine rasgele serpiştirilmiş süslemeleri andıran küçüklü büyüklü adalardan bazıları,granit kaya oluşumlarını barındıran volkanik adalar.Diğerleri ise deniz seviyesinden birkaç metre yükseklikteki küçük mercan uzantıları.Tropikal hayatın türlü renklerine bürünen Şeysel adaları dünyada nadir rastlayabileceğiniz güzelliklerden.Onardan birine ilk kez ayak bastığınızda,kendiniz ıssız bir adaya terkedilmiş gibi hissedecek ve beklide endişeye kapılacaksınız ama sonra sizde bir doğa sarhoşu olup çıkacaksınız.

 

Adalar,büyüklükleri,coğrafi konumları ve biyolojik özellikleri bakımından farklılık gösterse de bir yönden her zaman aynılar.Onlardan birinin üzerinde iken etrafta sizden başka kimsenin olmadığı izlenimine kapılıyorsunuz.

 

Örneğin; Cousine İsland en fazla 8 kişiyi barındıracak büyüklükte.North İsland o kadar uzun zamandır kalıcı bir nufusdan yoksun ki,geride bırakılan inekler tamamen vahşileşmiş.Anonyme,en fazla 3 kişiye yetecek büyüklükte kumsala sahip.Alphonse grubunun ziyartçisi o kadar az ki bir palmiyeden ötekine uzanan örümcek ağları etrafı kuşatmış durumda.Birde Silhouette var,tabii.Şeysellerde en büyük üçüncü ada olan Silhouette sık ağaçlarla kaplı ormanın nedeni ile ilk kez arap tüccarların ayak bastığı 9.yy dan beri topraklarının büyük bir bölümü doğru düzgün keşfedilememiş adada sadece iki küçük kara şeridi oturmaya elverişli;biri LA PASSE diğeri ise sadece 6 kişinin yaşadığı GRANDE BARBE.Ormanı kaplayan ağaçların arasında girdikten dakikalar sonra gökyüzü ve deniz tamamen gözden kayboluyor.Nerden geldiğini ve hangi hayvana ait olduğunu bilmediğiniz sayısız ses çınlıyor kulaklarınızda.Hükümetin Silhouette yi hemen elden çıkarmamasının nedeni tabiî ki la passe deki küçük köy değil,adanın büyüklüğü ve zenginli.Daha  küçük adaların çoğu yıllardır satılıyor ve bazıları hala satılık.Silhoutte karşısındaki güzeller güzeli North İsland Amerikalı ve Güney Afrikalı iş adamları tarafından oluşan bir konsorsiyum tarafından satın alınmış.Daha önce Cousini alan ‘Royal Society for Nature Conversation’,artık alidenin de sahibi.Amirantes deki ‘ D’ Arros,İran şahının yeğenine ; Fregarete island ise ismini gizlemeyi tercih eden bir Alman iş adamına ait.Yinede tehlike altındaki hayvan türlerini ve doğal çevreyi kurtarmak için o kadar çok zaman ve para harcanmış ki çoğu ada hala hükümet koruması altında.Şeysel adalarının en büyüğü olam Mahe ülke nufusunun %90 ını barındırıyor.Başkent Victoria nın yanı sıra,uluslar arası havaalanı ve limanlarda 142 km2 lik bir alana yayılan bu adada bulunuyor.Huzur arıyorsunuz MAHE de bulmanız biraz zor.

 

Seyşellerde turizmin hala gelişme aşamasında olması aslında şaşırtıcı değil.Çünkü ülkenin geçmişi o kadar da eskilere dayanmıyor.Pek çok tarihi kaynakta,Şeysel adalarının 1502 de Vasco da Gama tarafından keşfedildiği yazılıyor.Aslına bakarsanız bu tam olarak ta doğru değil çünkü o sadece bir kısmını yani Amirantes Adalarını keşfetti.1903 de İngiliz kolonisi haline gelen ülke,1967 yılında hala bir Koloni iken sadece 771 turistin ilgisini çekebilmiştir.Neyse ki 1971 yılında uluslar arası Havaalanının açılması ile turizm gelişmeye başladı ve bundan 5 yıl sonra ise Şeyseller bağımsız bir Cumhuriyete dönüştü.

 

Praslin İsland

 

 Şeysellerin ikinci büyük adası olan Preslin,Mahe den sadece 15 dk uçuş mesafesinde.Tekne ile yolculuk yapacaksanız bu süre 2 saate çıkıyor.Yaklaşık 35 km kuzey doğusundaki Mahe ye oranla Praslin de hayat daha yavaş akıyor.Tıpkı,bir zaman makinesında geriye doğru yolculuk yapıyormuşsunuz gibi.Ada da yaşayan 5000 kişi,Anse Volbert, Grand Anse ve Baise Ste Anne gibi küçük yerleşim bölgelerinde toplanmış.Çeşitli bölgelerde,akıl almaz şekillere sahip büyük granit parçaları ve 900 farklı balık türünü barındıran mercan resifleri bulunuyor.İç kısımların çoğu ise bakir ormanlar ile kaplı.Dünayanın en buyuk kabuklu yemiş olarak ünlenen ‘Coco de Mer’ agacının yanı sıra,pek çok kertenkele çeşiti ve nadir bulunan kuş türlerini barındıran ve UNESCO tarafından 1984 yılında koruma altına alınan Valle De Mai ulusal parkıda Praslinde.

 

Sağladıkları kaliteli hizmet ile ön plana çıkan ada otellerinden en ünlüsü 1999 yılının aralık ayında açılan Lemuria Resort.1.sınıf hizmet anlayışının hakim olduğu otelde 80 ast ve 8 üst Suit var.Otele Praslinin en güzel 2 kumsalına yakın bir yerde konuşlanmış;Granda Anse Kerlan ve hilal şeklindeki Petite Anse Kerlan.

 

Teoride tüm kumsallar halka açık olsada  profesyone güvenlik görevlileri davetsiz misafirlerin rahatsızlık vermesini engelliyor.Adada Anselazio ve Anse Georgette olmak üzere 2 kumsal daha var.Tenis kortları,golf alanları,Sağlık merkezinin bulunduğu Lemuria nın çalışanlarının tamamı Mauritis dan gelmiş.

Bird İsland

 

Mahe den deniz yolu ile 6-8 saatte havayolu ile 30 dakikada ulaşılan adanın sahibi Şeyselli Jose Juneau ile son 20 yıldır Bird İsland Lodge u işleten Guy ve Maria-France Savy.Okyanustan sadece birkaç adım uzaklıkta bulunan Bird island Lodge palmiye ağaçları arasında kurulmuş 24 ayrı bungolowdan oluşan yeni ve zevkli bir inziva köşesi.Etrafı tamamen bembeyaz kumsallar ile çevrilenen 25 sayfiye evinde kocaman yataklar,salon ,özel bahçeler ve denize bakan bir teras bulunuyor.

 

Adından da anlaşılacağı üzere tüm ada kuşların hakimiyeti altında.Bir çoğu sadece Şeysellerde yaşayan kuş türlerini gözlemlemek ziyaretçiler için eğlenceli bir deneyim olsada kuş dünyasının kendine has gürültüsüne alışmak biraz zaman alıyor.Palmiye ağaçlarını ve mavinin sayısız tonuna burunmuş suları ile ıssızlığın keyfini yaşatan adayı çevrileyen kumsalın ucu bucağı belli değil.Afrika 1600 km batıda Hindistan ise nerede ise 3000 km kuzeydoğuda.Adaya ayak basmanız ile birlikte Hint okyanusunun ortasında ıssız bir kara parçasında bulunuyorsunuz.Amaçda zaten bu;Ziyaretçinin kendini Robinson Crusoe gibi hissetmesi,adanın ise bu etkiyi yaratması.

 

 

Fregate İsland

 

 Fregate in ilk ziyeretçileri geçici bir sığınak arayan korsanlar olmuş.Ada,onlara ihtiyacı olan her şeyi sağlamış.Gizli barınaklar,temiz su ve sınırsın yiyecek kaynağı.1744 de Fransız denizci Lazare Picault adayı keşfe çıktığında kayaların üzerine yuva kuran Fregate kuşları ile karşılaşmış ve adaya onların adını vermiş.Seysellerdeki en güzel kumsallardan biri olan Anse Victorin in de dahil olduğu mükemmel kumsalalrı,balta girmemiş ormanları,kocaman granit kayalıkları,patikaları,ender bulunan kuş çeşitleri ve dilden dile dolaşan korsan hikayeleri ile özellikle meraklı turistleri cezbediyor.

1998 yılında açılan Fregate İsland Private granit üzerine kurulan 16 villadan oluşuyor.Bu villaların inşası için tam 25 milyon dolar harcanmış.Uluslar arası Jet-sosyetenin paparazzi ve gözlerden uzak gizli bir yer olduğu için tercih ettiği Fregate İsland daki villalrın tümü yüksek duvarlar ile çevriliyor.

 

Denis İsland

 

 Küçük bir mercan adası olan Denis e Mahe den havayolu ile 25-30 dakikada ulaşılıyor.Bir İsland ın 16 km doğusunda ve Mahe nin yaklaşık 90 km kuzeyinde bulunan Denis 1773 yılında adaya ayak basan Fransız denizci Denis De Trobriand ın adını almış.

 

Kaplumbağaların yumurtalarını bırakmak için sık sık uğradığı adanın bazı bölümleri sık palmiye ağaçları ile kaplı.Mercanlar ile çevrili bir Lagununde bulunduğu adada yaklaşık 50 kişi yaşıyor.Sınırları içerinde bir fener kulesi,artık kullanılmayan bir hapisane,bir çiftlik ve bir kilisenin bulunduğu adayı satın alıp üzerine otel inşa eden ilk kişi Pierre Burkhart olmuş.Dalış merkezlerininde bulunduğu Denis İsland ideal bir inziva köşesi.

 

Cousine İsland

 

Praslin in batı kıyısından yaklaşık 6 km uzaklıkta minik bir ada olan Cousine i Lemuria dan kolaylıkla görebilrsiniz.Adanın doğal yapısı tekne ile ulaşımı olanaksız kıldığından Mahe den Cousine yaklaşık 10-15 dakika süren helikopter turları düzenleniyor.Couisne island Resort ise adanın en ünlü oteli.1992 de adayı satın alan Güney Afrikalı bir iş adamı ilk iş olarak adayı ilk durumuna getirebilmek için yoğun bir koruma programı başlatmış.2.500 yerli ağaç dikilmiş ve inekten kediye kadar adaya yabancı ne kadar hayvan varsa adanın dışarısına çıkarılıp Şeyselşler e özgü az bulunur kuş ve kamplumbağa çeşitleri ithal edilmiş.

 

Eylül – Ocak ayları arasında yumurtaları kuma gömmek için sahile çıkan deniz kaplumbağalarını ve yumurtadan çıkan sevimli yavruları seyretmek her açıdan heyecan verici bir deneyim.Bu ada da doğayı en ilkel hali ile gözlemleme fırsatı bulabilirsiniz.

 

21:07 - 17/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Sonraki Sayfa


Hakkımda

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
kardeş blog
GOKKUŞAGİ2
KAPLICALAR
Kategoriler
Son Yazılar
- Biomedical Sample Handling [Bu yazıyı izle
- CANCUN TURU
- DDR-150 Rotary Positioning Stage
- RÖNESANS GÜZELİ FLORANSA TURU
- AKDENİZİN NEŞESİ MALTA TURU
- İSVİÇRE NİN LÜX KAYAK MERKEZİ
- SEYŞELLER
- PARİS MUTFAĞIN BAŞKENTİ
- AKADEMİK BAKIŞ AÇISIYLA KÜLTÜR TURİZMİ
- MISIR PİRAMİTLERİ İLE İLGİLİ ŞAŞIRTICI GERÇEKLER
- Turizm, kriz işsizlerinin umudu oldu
- MAURİTİUS TURU
- YUNAN ADALARI
- İstanbul Gezilecek Yerler, Yerebatan Sarnıcı
- Dünyanın Harika Gezilecek yerleri
- THE ELECTRONIC INDUSTRY
- MESOTHELİOMA
- INDONESİA HOMESTAY
- DYNO-MAX
- JAPAN HOMESTAY
OnlineIPAddress.com
Feedjit Live Blog Stats Sitene Ekle Arkadaşlarım
ccna
sarper2005
adardil
40ayak
swatfrom
orkide33
annevebebekleri
emsalsizim
cemalce
herseycocuklarimizicin
luxuryholiday
ihson53
karadenizlieko
ivedi
sev54
akgulfus
elif34
belinay61
toolbar1
beynelminelyasam
cennetbahcesi68
trkaplicalari
betul61
romankitapozetleri
zeynepkaraoglu
teknologic26
yazyagmuru1984