ABTech inc's Mini X-Y Linear Motor stage combines Copley Controls, Thrust Tube "Micro" series linear motors with non-contact linear encoders and precision mechanical guideway bearings to produce a unique lightweight, low mass and low profile, linear motor positioning stage.
This design incorporates the linear motors coil (forcer) as the stages workholding carriage while the linear mechanical guideway bearings provide load support, travel straightness and orthogonality for accurate positioning and repeatability.
The Thrust Tube linear motors are electrically identical to conventional brushless DC motors making them compatible to most third party brushless drives.
These mini X-Y stages are ideally suited for pick-and-place or point-to-point positioning applications such as biomedical sample handling or inspection.
ABTech's modular design approach and full engineering services can respond quickly to provide a solution to your O.E.M. needs for ultra-precision linear motion.
Features
Thrust Tube "Micro" series brushless DC linear motors
Precision linear mechanical guideway bearings
Non-contact linear encoders
Position accuracy & repeatability: ±0.000080" (±2.0µm)
Meksikanın tropikal cenneti Cancun ve Cancun a iki saat uzaklıkta Yucatan Yarımadasının dev tapınakları ziyaretçilerini büyülüyor.
1967 de Meksika Hükümeti Karayipler de tropikal bir tatil cenneti yaratmak üzere kolları sıvadığında 120 nufuslu bir balıkçı kasabası olan Cancun bu amaç için en uygun yer olarak seçilmiş.Kısa zamanda inanılmaz bir değişim geçiren Cancun bugun yılda 3 milyon turist ile Meksikanın butun kentlerindedaha popüler.Cancun da tatil bembeyaz kumsallarda palapa adı verilen çardakların altında uzanıp içkinizi yudumlamaktan ibaret değil.Yucatan yarımadasındaki Maya kentlerini ve Latin Amerikanın piramitleri olarakta anılan tapınakları keşfetmek için Cancun mükemmel bir merkez.
1960 larda Meksikanın geri kalanından izole bir durumdaki Yucatan ülkede koloniel İspanyol etkisini en az taşıyan ve otantik kalmayı en fazla başarmış bölge.Karayiplerin sıcak suları ile buluşan uzun kumsalları,dünyanın en büyük beşinci mercan resiflerine sahip oluşu,lüks otelleri ve hareketli gece hayatı ile Cancun,Yucatanı da gezginlerin listesine eklemeye referans olark yetiyor.
Cancun un oteller bölgesi Zona Hotelera büyük bir lagünü çevreleyen bir yarım ada üzerinde gelişmiş.Restaurantlar alışveriş merkezleri ve marinalardan oluşan dev bir kompleks görünümündeki bu bölge daha otantik bir atmosfere sahip kent merkezi El Centro ya 4 km mesafede.Eski İspanyol mimarisi ve güzel restaurantları ile El Centro özellikle akşamları çok renkli.Restaurantlarda mariacchi orkestralarının hareketli müziği eşliğinde güzel Meksika yemeklerini tadabilir ardından tekila keyfi ile geceye devam edebilirsiniz.
Avrupanın Ortaçağı yaşadığı bir zamanda Mayalar yıldız haritalarını çıkarmakla ve bugun kullandığımız takvimi icat etmekle meşgulduler.Metal aletlerin ve tekerleğin yardımı olmadan inşa ettikleri tapınaklar ve şehirler ise hayranlık uyandırmaya devam ediyor.Cancun a 2 saat uzaklıktaki Chicken Itza bu kentlerin en ünlüsü ve en iyi durumda olanı.Bir zamanalar insanların kurban edildikleri piramit şeklindeki dev Kukulcan Piramiti kentin en gözterişli yapısı.Piramid in dik merdivenlerinden tırmanmak ilk bakışta göründüğünden daha zor ancak tepeye ulaştığınızda göreceğiniz manzara için bu yorgunluğa değer.Yapının enteresan bir özelliği var her yıl ekinoks zamanlarında ( 21 Martve 22 Eylül) günbatımı vakti piramidin basamaklarında dev bir kertenkele gölgesi beliriyor.Maya tanrısı Kukulca nın tapınağa gelişini sembolize eden bu ışık-gölge oyunu Maya zekasının bir başka ürünü.Piramidin tepesinde normal bir tonda konuştuğunuzda aşağıdaki kalabalık bir seyirci topluluğuna sesinizi duyurabilmeniz ise bunun gibi büyük tapınakların sahip olduğu mucizevi bir akustik özellik.
Cancun un güneyinde Tulum Maya kentlerinden bir diğeri.Mayaların sahil şeridinde inşa ettikleri en büyük kent olan Tulum,okyanusa bakan kayalıklar üzerinde nefes kesici bir konuma sahip.Küçük olmasına rağmen güzelliği ile akıllarda hemen yer eden kentin en görkemli yapıları girişte hemen soldaki iki katlı freskli tapınak ile kayalıkların üzerinde inşa edilmiş El Castillo (kale).Antik kent gezisi sonunda kendinize zaman ayırıp hemen yakındaki kumsallarda yüzebilirsiniz.
Yüzmek için bir başka fırsatıda Xcarett adlı Aqua Parkta bulabiirsiniz.Deniz kıyısındaki doğal bir havuzda yunuzlarla birlikte yüzme deneyimi çok özel.Tüple ve şnorelle dalmak isteyenler içinde Cancun açıklarındaki Cozumel,Puerto Moroles ve Isla Mujeres adalarındaki mercan resifleri birer nimet.
Durable stainless steel top plate with through hole
Resolution to 0.2 arc seconds
Highly repeatable Hall effect home and limit switches
Optional encoder scale cover
Ideal for:
Wafer Inspection
Precision Assembly
Laser Machining
Low Profile Direct Drive Rotary Stage
Anorad's new DDR-150 rotary positioning stages are designed for precise position and velocity control in light to medium force applications. High performance is achieved through use of a brushless DC servomotor, high resolution optical encoder and precision bearing set all housed in a compact and precisely machined aluminum base with a rugged stainless steel top plate.
The direct drive servo control of the brushless DC motor has several advantages over conventional gear driven rotary stages. Backlash is eliminated, torque variation is minimized, plus gear and brush wear are no longer factors in long term usage. Added benefits include speeds up to 360 rpm, 0.2 arc second resolution and ±1 arc second repeatability. Step-and-settle time is also reduced due to increased servo bandwidth.
Available options for the DDR-150 include a variety of encoder resolutions to meet your speed and accuracy requirements. An axial through hole for use with pneumatic or optical devices; adjustable home, limit and hardstop positions; and a sheet metal cover to protect the encoder and internal components.
Toscana bölgesinin alımlı başkentinde Rönesans estetiğinin asaleti ile modern hayatın canlılığı bir arada yaşıyor.
Floransa gezmesi oldukça kolay bir şehir çünkühangi yolu sahibi takip ederseniz edin Pizza Del Duomo meydanınaulaşıyorsunuz.Dünyanın en buyuk dörduncu katerali olan Duomo diğer adı ile Santa Maria Del Fiore (çiçeklerin Mariası) pembe,beyaz ve yeşil mermerlerin donattığı cephesi ve gökyuzune yukselen dev kubbesi ile Floransa nın sembölüdür.Gotik mimarinin hakim olduğu Katedralin 1296da başlayan yapım çalışmaları,yaklaşık 200 yüzyıl sürmüş hatta cephesi ancak 19.yy da tamamlanabilmiş.İç mekandaki freskler ve vitraylı camlar Rönesans döneminin en yetenekli sanatçılarından Vasari,Zuccari,Donatello,Uçello ve Ghiberti ye aittir.Katedralin yanı başında yer alan Basistero (Vaftizhane) 15.yy da Lorenzo Ghiberti tarafından yaratılan bronz yaldız kapıları ile ünlü Michelangelo nun ‘cennetin kapıları’ adını verdiği bu eserin orjinalini Museum Del Opera del Duomo (Duomo müzesi) nde görebilirsiniz.
Şehrin en büyük meydanı olan Pizza Della Signoria yı Plazzo Vecchio (eski saray) ve Michelangelo nun Davut heykelinin kopyası süslüyor.1322 den beri belediye binası olarak kullanılan Palazzo Vecchio Floransa nın en eski ve en güzel köprüsü olan Pomte Vecchio (eski köprü) üzerinden geçerek Palazzo Piti ye kadar uzanan bir yürüyüş yoluna sahip.Bu yol bir zamanlar şehrin idarecisi olan Medici ailesi tarafından kalabalığa karışmadan sarayları ziyaret etmek için kullanılıyormuş.
Medicilerin idari işlerini yurutmek için kullandığı Uffizi Sarayının en üst katından köprüye bakan Galleria Delgi Uffizi (Uffizi galerisi) dünyanın ilk Modern halk galerisi ünvanını taşıyor.17.yy da halka açılan müzde sergilenen Giotti,Rapahel Gottiçelli ve Michelangelo nın eserlerini mutlaka görün. Uffizi den çıktığınızda hala harcıyacak enerjiniz kalırsa 14.yy ile tarihlene ve 16.yy dan beri gösterişli müchevharat dükkanlarına ev sahipliği yapan Ponte Vecchio (eski köprü) yada gezintiye çıkarak Arno nehrinin diğer tarafına geçebilirsiniz.1460 da Medici ailesinin rakibi olan Piti ailesi için inşa edilen Palazzo Pitti (Pitti sarayı) ile Giardini Boboli (Boboli bahçeleri) nehrin öbür yakasındaki Oltrarno da görebilecekleriniz arasında.
Floransa efsanevi Rönesans sanatçılarının sadece eserlerini değil mezarlarınıda buyuk bir gurula sahiplenmiş.Michelangelo,Galileo Galilei ve Machiavelli gibi isimlerin mozolelerini Santa Croce meydanındaki Santa Croce Klisesinde ziyaret edebilisiniz.13.yy a ait kilisenin hemen köşesinde Michelangelo nun satın aldığı ama hiçbir zaman oturmadığı evi Casa Buonarroti yer alıyor.Sanatçının çalışmalarına ait kopyalardan oluşan bir koleksiyonu bu evde bulabilirsiniz.Michelangelo nun asıl şahaseri olan Davut heykeli ise uzun zaman önce Piazza Della Sinyoria dan kaldırılarak Accedemia Di belle Arti (güzel sanatlar akedemisi) bunyesindeki del’accedemia galerisine taşınmıştır.
Kendinizi bir nebze olsun Floransa lı gibi hissetmek isterseniz San Lorenzo daki Mercatocentrale pazarını işgal eden kalabalığa karışmayı deneyin.1874 tarihli bir yapının içine kurulu olan pazarın zemin katında et çeşitleri üst katta ise taza meyve sebze ve çiçekler satılıyor.Pazar günleri kapalı.Enoteca denilen şarapçılarda ve müşterilerin uzun ahşap masaları paylaştığı Trattoria lokantalarda aynı hissi yakalamak mümkün.Santa croce nin ünlü trattoria sı Cibero şehirdeki en lezzetli ve yaratıcı menülerden birine sahip.Ciberonun bulunduğu caddenin hemen sonundaki Maramao ise Floransa nın en iyi barı olarak biliniyor.
Tatilden eliniz boş dönmek istemiyorsanız Floransa nın kaliteli deri ürünleride sizi bekliyor.Viya del sole üzerindeki Cellerini eldivenlerden çantaya kadar her şeyi bulabileceğiniz popüler bir deri mağazası.
Benzerinin çoğundan daha hesaplı olan Malta insanlık tarihinin en eski yapılarına ve şenlikli festivallere sahip.
Malta, Gozo ve Comino olmak üzre 3 ada dan oluşan bu küçük ülke 7000 yıllık geçmişi ile Akdenizin en eski medeniyetlerinden biri.Geçmişte kimler yok ki.Sicilyalılar,Yunanlılar,Romalılar,Araplar,İspanyollar ve daha birçok ülke tarafından istila edilen Malta,ençok da St.John şövelyeleri döneminin izlerini taşıyor.1530 dan Osmanlılar tarafından Rodos adasına çıkarılan St.John şovalyeleri yeni bir vatan arayışı ile Malta ya gelmişler arkalarındanda buyuk bir ordu ile Osmanlılar çıkagelmiş.1565 deki büyük kuşatmayı kazanan şovelyeler yüzlerce yıl süren hakimiyetleri boyunca bu topraklara pek çok görkemli yapı ve saygın bir tarih bırakmışlar.Onların yerini 18.yy da Mısır kuşatmaya giderken,yolunun üzerindeki Maltayı da ele geçirmeye karar veren Napolyon,19. yy da ise İngilizler almış.Ülke bağımsızlığını kazandığı 1964 yılına kadar İngiliz boyunduruğu altında kalmış buda Maltacadan sonra ikinci resmi dilin neden İngilizce olduğunu açıklıyor.Adaların en buyuğü olan Maltanın merkezindeki en eski başkent Mdina etrafı surlar ile çevrili tipik bir ortaçağ yerleşimi.En ünlü meydanlarından biri olan St.Publius da buyuk şehir kapısının girişinde bulunan Mdina zindanları,hergün 09.00-18.00 saatleri arasında ilginç bir animasyona ev sahipliği yapıyor.Orjinal boyutlardaki İnsan ve mekan maketlerinin kullanıldığı gösteride Malta yı istile etmiş olan tüm milletlerin işkence yöntemlerini ürkütücü ses efektleri eşliğinde izleyebilirsiniz.
Adanın bugunkü başkenti olan Valetta Kurucu Fransız şovalye Jean Parisot de la Valette nin adını taşıyor.Osmanlılara karşı başlatılan mücadeleye öncülük eden Valette aynı zamanda ‘büyük üstad’ ünvanı taşıyan baş şovalyelerden biri.Valetta nın en kalabalık alışveriş caddesi olan Triq Republica (Cumhuriyet caddesi) üzerinde yer alan St.John un katedrali tüm adalardaki en saygın tarihi anıt niteliğinde.Muhteşem duvar süslemeleri kadar 12 büyük üstadın anıt mezarları ile dikkat çeken 16.yy katedrali Unesco tarafından dünya kültür mirası listesine alınmış.Aynı cadde üzerinde yer alan ve bugün Malta parlementosu olarak kullanılan Büyük Üstatlar Sarayı 1571-1574 yılları arasına ait.Kuşatmadan sahnelerin canlandırıldığı fresklerle süslü olan sarayda,şövelyelerin kullanıldığı birbirinden ilginç silahlar sergileniyor.
Malta adasında Valetta ve Mdina dan sonra en çok görülmesi gereken yerlerden biri Tarxien tapınakları.İ.ö 2800 tarihine ait birbiri ile bağlantılı 3 tapınaktan oluşan komplex,ilginç taş oymaları sunakları ve kehanet odalarına sahip.
Tarihi eserler arasında gezinmekten yorulursanız ülkenin en kozmopolit bölgelerinden biri olan Sliema da modern dünyanın nimetlerinden faydalanabilirsiniz.İlk kez 2. dünya savaşında İngiliz ordusu için yerleşime açılan Sliema kafeteryaları,mağazaları,plajları ve muhteşem yat limanı ile popüler bir turistik bölge.Malta da gece hayatıda Avrupa şehirlerinden farksız.Paceville ve St.Julians bölgeleri arasında gece klüpleri ve barların tamamında Latin caz,rock ve klasik müzik toplulukları sahne alıyor.
Alış veriş mekanları en güzel mücevhercilerin Valettada ki Santa lucija ve Republica caddelerinde çeşit çeşit yerel ürünü,Merchant caddesinde hafta sonu hariç hersabah kurulan pazarda seramik ve cam süs eşyalarını ise Mdina daki Ta’ Qali el sanatları merkezinde bulabilirler.
MISIR PİRAMİTLERİNDEN BİLE ESKİ
Gozo adası Malta nın en iyi korunmuş tarih öncesi tapınaklarından birine ev sahipliği yapıyor.1826 da ortaya çıkarılan neolotik döneme ait İkiz Ggantija Tapınakları I.O 3600-3000 de inşa edilmiş.Yerli halk dişibir dev tarafından kurulduklarına inansada tapınak komplexini oluşturan muazzam kaya kütlelerinin bundan 5 yada 6 bin yıl önce neden ve nasıl taşındığı ise hala bir sır.